14 Mart 2021 Pazar

Baran(yağmur) 2001 Türkçe Dublaj izle

 


Majidi'nin orijinal senaryosuna dayanan Majidi tarafından yönetilen 2001 İran filmidir . Film,Tahran'ın eteklerinde yaşayan çok sayıda Afgan mültecinin yaşadığıson zamanlarda geçiyor. Baran , yönetmen ve yazar Majid Majidi için hem ulusal hem de uluslararası alanda bir dizi ödül kazandı.

14 Nisan 2020 Salı

Gülünüz Güldürünüz-Öztürk Serengil-TRT

 
Öztürk Serengil'in hazırlayıp, sunduğu Gülünüz Güldürünüz jürisinde kimler var, kimler. İşte bazı isimler: Altan Erbulak, Osman Alyanak, Muzaffer Hepgüler, Seyfi Dursunoğlu (Huysuz Virjin), Mürvet Sim, Cevat Kurtuluş, Bedri Koraman, Ali Sururi, Kayhan Yıldızoğlu. Program Orkestrası: Boğaziçi Arkadaşları: Şeyhmuz Okan (org), İsmail Soyberk (bas), İlhan Özulu (gitar), Cengiz Demirci (bateri), İhsan Moray (tenor sax), Muhittin Özkan (trombon), Yücel (trompet)

Kurtarma 911-TRT 1 Program





Mandal futbol turnuvası

https://encrypted-tbn3.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcR2M4JkyrRVt9AZ1HcuC6R-NZS4USspC-TwWlE_r3qR8Gw1YRFoVw
Daha çok çocukluk çagında keşfedilen mandalların oyuncu, mandalları tutan elin de mandallara atp kaynagı oldugu, yaklaşık 4 takımdan oluşan, her takımda 6 mandalın top koşturdugu bir turnuva.
Bu oyunun keşfedildigi tarih, annenin çamaşır gününe denk geldigi üzerine compleks teoremler bulunmaktadır. Bir sonraki turnuva için annenin bir sonraki çamaşır günü beklenilir. Çünkü oyuncular* o zaman ortaya çıkar. Annenin çamaşır kurutma operasyonu nedeniyle ertelenebilir.
Annenin mandal sepetinden 4 farklı renkte 6′şar olmak üzere 24 adet mandal alınır. Ayırt edilebilecek renkler tercih sebebidir. Bir adet bilye, top görevinde kullanılmak üzere tedarik edilir. Kale görevini üstlenmek üzere, küçük çapta, iki adet boş kutu bulunur. Kronometreli bir Casio da lazım olabilir.
Mandal gruplarına hayal gücünün sınırlarını zorlayarak isimler bulunur. Ve gönülden destekleyecegimiz mandal grubu seçilir.
Maçlar ilk yarısı 5 dk olmak üzere, toplam 10 dk olarak ayarlanır.
Mandallara organizasyonu yöneten bireyin eli tarafından atp saglanır ve bu şekilde mandallar istedikleri kadar uçuk hareketler yapabilirler. Başta röveşata olmak üzere bir çok zor hareket azimli mandallar tarafından başarıyla gerçekleştirilir.
Turnuvanın sonucu hep bellidir. Zor ve meşakatli maçlardan sonra, organizasyonu yöneten bireyin ilk başta tuttugu takım şampiyon olur. Aynı gerçek hayattaki gibi.
Turnuva sonunda sakatlanan mandallar hemen ortamdan uzaklaştırılması gerekmektedir, aksi taktirde annenin hışmına uğramak kaçınılmazdır. Gerçi mandalların sayısının her çamaşır gününde biraz daha azalması kuşkuları organizasyon sorumlusuna çevirecektir ama kesin bir kanıtta bulunamaz.
Olay kurgu yetenegini arttıran bir oyundur. Olmadık zamanlarda olmadık senaryolar yazabilir, oynatabilirdiniz.
Genellikle mandallardan birini kendi yerinize koyar, sürekli onun gol atmasını, onun maçın adamı olmasını, hatta taa öbür kaleden bile gol atıp, haftalarca gündemden inmeyecek sansasyonlar yaratır kendinizi avuturdunuz. O seçilen mandal sayesinde, mandallar dünyasında ünlü olur. Biraz da olsa egoyu tatmin eder, hayaller kurardınız.

30 adet çivi çakılı dikdörtgen tahta

https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEidUST_RlY_p7-OyYBbBEtO5VrwE18x_bBUcZ1Mmxp6Byh791QU-pel7gboV8zDzPqqsdJxtqoeBPco4YIDJ45eVZ2pFqzuiHHcsYqxB44Q5OTvcYvA6KaG1rmdmAzYQEfL4kEU0227gag/s320/%C3%87%C4%B0V%C4%B0L%C4%B0futbol.jpg
Çocuklugumuzun el yapimi oyuncaklarindandir bu. Langırtın ilkel versiyonudur. Gazoz kapağıyla oynanır. Gazoz kapagı top olarak kullanılır. 30 adet çividen 22si sahadaki futbolcular, geri kalanlar ise kale direği(2+2=4) ve köşe gönderi(2+2=4)dir.
Yapımı oldukça zevklidir. Yaklaşık 45×60cm bir tahta ile işe başlayabilirsiniz. Yeşil pastel boya ile sahayı sınırlayan çizgiler, ceza sahası, orta yuvarlak ve köşe yayları çizilir. Çocuk aklı ya işte cetvel kullanmaya kafa basmadığı için çizgiler genellikle orantısız olur. Bi yarısında ceza sahası orta yuvarlağa neredeyse teğet geçerken, diğer tarafta tam tersidir. Ve en zoru da orta yuvarlağı çizmektir. Çogu zaman yumurta gibi bi çizik oluşur oyuncak sahamızın ortasında.
Daha sonra çiviler teker teker çakılır. Önce 4 köşe gönderi… Bu sırada pek sorun çıkmaz. Ama kale direklerinin yerine geçecek çiviler çakılmaya başlandığında yine Oklit‘in kemiklerini sızlatırız malesef. Illaki iki kaleden biri diğerinden daha büyük olur. Ileride görücez, aslında oyunun zevkine zevk katan kurulum hatalarından biridir. Ikinci yarı kale degişimlerinde yani dikdörtgen 180 derece çevrildiğinde maçın gidişatını etkileyen bir faktör olacaktır. Ayrıca kale direklerinin arasında kalan bölge de 2 gazoz kapağı çapından büyük olmalıdır.
Gelelim 22 futbolcuyu dizmeye. Bi kere çivileri farklı renklerde boyamak onlara takım ruhu katmayacagından, ya da çivilerin boyandıktan sonra “ben kırmızı çiviyim, yani defansım. Bu gelen gazoz kapağını karşı kaleye doğru vurmalıyım” gibi bir lüksü olmadığı için, basit yansıma kanunlari ile gazoz kapağının sahada yer değiştireceğini bildiğimiz için çivileri mümkün oldukça rastgele çakmakta yarar vardır. Heyecanı arttıran bir diğer unsur da bu oyuncu dizilişlerinin 3-5-2, 4-4-2, 4-5-3(oha! iki tane fazla çakmışım) gibi formatlara uymamasıdır. Burada önemli nokta futbolcu -kaleciler hariç. Onlar kale direği vazifesi gören çivilerin ortalarına çakılır- iki çivi arasındaki uzaklıkların da farklı farkli olmasidır. Zaten ne kadar uzay geometrisi bilseniz de o 20 çivinin 20sini de birbirine aynı uzaklıkta çakamazsınız. Bu 20 çiviyi çaktıktan sonra çivilerin sahadaki dağılışına bakar (bu lafı bi yerden hatırlıyorum ama) bazılarını söküp heyecanı artıracağını düşündüğünüz kilit noktalara çakabilirsiniz. Ama kale önüne sabit 5li çivi baraji kurmak da ibneliktir yani…
Artık oynamaya hazır hale gelmiş minyatür bir futbol sahası ile karşı karşıyasınız.
Kurallar basit;
- Gazoz kapağı, daha önceden yazı tura ile belirlenmiş oyuncu tarafından orta yuvarlağın dışına çıkmayacak şekilde sahaya fırlatılır ve oyun kapağın son durduğu yerden başlar.
- Oyuncular gazoz kapağını baş parmakları ile orta parmaklarını birleştirip, gerginleştirip, orta parmak ile vurmalıdırlar. Elin girmediği dar alanlarda ise, işaret parmaklarının tırnakları ile ittirmek sureti ile vurabilirler. Vuruşları sürükleme -voleybolda taşıma denir- şeklinde yapmak ibneliktir. Üç maç seyircisiz oynama ile cezalandırılabilir. Belki. Ya da akşam yemeğinde televizyonu gören sandalyeye oturma hakkı direkman rakip oyuncuya verilir. Yapmayın öyle kardeşim!
- Her atak üç vuruştan oluşur. Üçüncü ve son vuruş sonunda atak rakip oyuncuya geçer.
- Herhangi bir atak sırasında gazoz kapağı sahayı sınırlayan çizgileri geçerse, gazoz kapağı rakip oyuncunun atağı ile başlar.
- Vuruş sonunda gazoz kapağı kale direkleri arasından geçtiginde “gollllllllllllll nasıl kodum ama, çivi gibi çaktım” denir. Skorboarda yansıyan sayısal değeri bir[1]dir. Gazoz kapağı, orta yuvarlak içinde gol yiyen oyuncunun istediği bi yere koyulur ve bu oyuncu tarafından atak başlatılır.
- Her oyuncunun 10 kez atak yapması ile ilk yarı biter. Isterseniz aynen EA Sports‘un Fifa serilerinde olduğu gibi süreyi arttırabilir, yani isterseniz ilk yarıyı 100 atakla bitirebilirsiniz. Ikinci yarıda da ilk yarıda olduğu kadar atak yapılır. Yok efendim benim bi atak hakkım daha vardı yok ben tam gol atıyodum şeklinde mızıklamak çalan ilk yarı düdüğünü geri getirmez.
- Oyunu en fazla sayıda “gollllllllllllll nasil kodum ama, çivi gibi çaktim” diyen kazanır. Gazoz kapağını direkler arasından geçirmeden haybeye gol mol diyenler hakemi aldatmaya yönelik hareketten dolayı kendi yarı sahasındaki bir çivisi sökülür. Tabi ilk yarıda olduysa işler biraz karışır. Eee… naparız?… Eee… Ikinci yarıda, söktüğümüz çiviyi yerine çakarız, karşı sahadan bi tane sökeriz… Ama bu da çok uzun sürer… Eee… Bu kuralı kaldırır, bu kandırma hareketini “Şerrefsiz kurbaga” sıfatı ile cezalandırırız.
Oynaması daha bi zevklidir. Önemli olan gazoz kapağını çivilerin arasından itina ile geçirerek üç vuruşta en fazla yol katettirmektir. Sadece çivilerin arasından geçirmekle değil yansıma kanunlarını kullanarak da sonuca ulaşabilirsiniz. Kornerden gol bile atabilirsiniz. Sıfırdan kaleciye çarptırarak gol atmak en güzelidir.
Kale büyüklüklerinin farklı olması ve futbolcuların rastgele dizilmiş olması yüzünden, ilk yarı önünde büyük defans açıkları bulunan, büyük kaleye salladığınız goller ikinci yarı size tanıdık gelebilir, üzebilir. Bu yüzden taktığı iyi belirleyip, avantajı en iyi şekilde değerlendirmek gerekir. Aksi taktirde “loy loy loy ilk yarıyı 2-0 bitirdim” diye zıplarken, kendinizi maçı 2-5 kaybetmiş bir şekilde bulabilirsiniz.
Defansif kurguda ise en önemli şey, gazoz kapağını rakibinizin gol atabileceği bölgelerden uzaklaştırmaktır. Baktınız gazoz kapağından kaleye doğru çivilerin arasından uzanan geniş doğrusal bir yol gidiyor ve bulunduğunuz bölgeden üç vurusla bu tehlikeyi bertaraf etmeniz mümkün görünmüyor ise hemen ufak milimlik dokunuslarla gazoz kapağını bir çivinin tam dibine getirin ve böylece rakibinizin gol atma şansını düşürün.
Işte bu da çocukluğumuzun oynamaya doyamadığımız bir oyunu idi. Fakat daha sonraları, bu çivili sahayı kaldırıp bizi yenen çocugun kafasına çarpmayı akıl ettiğimizde, çocuğun başını gözünü yardıgımızda yasaklandı. Şimdinin çocukları bu tür ev yapımı oyunlar üretir de oynarlar mı o meçhul…

Telli Oyuncak Araba

http://galeri2.uludagsozluk.com/301/oyuncak-arabaya-tel-takmis-mutlu-nesil_415243.jpg
90'lardan önce çocukluğunu yaşamış, sokaklarda oynamanın keyfine varmış ve küçük şeylerden mutlu olmasını bilmiş nesildir.

o dönemler bırak uzaktan kumandalı arabayı, oyuncak araba bile çok azdı, pazarlarda teneke arabalar ve yeni yeni görülmeye başlanan plastik arabalar çıkmıştı.

işte çocukluğun ve almanya'dan gelen ve dehşet oyuncaklara sahip olan çocukların üzerimize kurduğu baskı ile kendi uzaktan kumandalı arabamızı yapardık.

sağlamca bir tel alır, üst kısmını direksiyon haline getirir, alttan da arabaya monte ederdik. ondan sonra ver elini sokaklar deyip sabahtan akşama bu araba ile oyalanırdık.

Pepen'in Balonu - TRT (1986)


Pepen'in Balonu TRT1 Nostalji. 1980'lerde Adile Nasit'in sundugu Uykudan Once ve ve unutulmayan bir kac cocuk programindan biriydi Pepenin Balonu. 1960larda yapilmis olan bu Fransiz yapimi stop-motionuydu ve orijinal adi pepin la bulle. üzüntü ve muz kabuğu sozleri ise hala akillarda Diger videolarim Yalan Ruzgari Cesur ve Guzel Hayat Agaci TRT Gece Keyfi Manuela Dublaj Sanatcilari Elif Dagdevirenle Star Tv Kucuk Hanim Sinha Macho pelen23 TRT nostalji

17 Ekim 2019 Perşembe

Senaryo Nasıl Yazılır?

Nasıl her arabanın dört tekeri ve bir direksiyonu varsa bir senaryonun da ilerlemesini sağlayan yapısal unsurlar bulunmaktadır. Bu yapısal özelliklere sahip her araba ayağımızı yerden kesmeye yeter ancak kimisiyle gerçekten de özel bir sürüş keyfi yaşarız.
Senaryo yazımı da bir araba üretmeye benzetilebilir. Sonuç olarak bu bir iştir. Senaryo, belirli bir formata sahiptir, evrensel br takım özellikler taşır ve seyircinin beklentilerini karşılamalıdır. Aksini yapmak, intihar etmektir.
Bir araba firmasının, arabanın tavanına tekerlek monte ettiğini hayal edin. Kimse baş aşağı araba kullanmak istemez. Senaryo yazımı da öyledir. Neredeyse her filmin uyduğu, sahneleme, sekans, olay örgüsü gibi unsurlarla oluşturulmuş sağlam bir şema gerekir. Buna senaryo yazımının ilmi de denebilir, yani dramaturji. Yine de bu işin tekniği, sinemasal anlatımın sadece bir kısmını oluşturmaktadır.
Tabi ki her iyi senaryonun sağlam bir temel üzerine kurulu olması gerekmektedir. Ancak bunun yanı sıra, orijinal bir dille yazılması, güçlü bir konu (konsept) üzerine kurulu olması, empati (özdeşlik) kurmanın kolay olduğu, ilgi çekici ve kusurlu karakterler içermesi iyi bir senaryo için son derece önemlidir.
Muhteşem bir senaryo yazmak için sadece o meşhur FORMULÜ uygulamanın yeterli olacağını düşünmek öngörüsüzlük olacaktır. Karakterin olmadığı yapı, hikayesi olmayan bir karakter, dili olmayan öykü ve biçimi olmayan dil...kısacası bunlar işe yaramaz. Formulün kendisi, en iyi ihtimalle, yazdığınız senaryonun en zayıf halkası kadar güçlü olabilir. Dolayısıyla, iyi bir senaryo yazarı olabilmek için beş unsurun da hakkını vermeniz gerekir: KARAKTER, HİKAYE, YAPI, DİL ve BİÇİM.
FORMÜL: SENARYO YAZARLIĞINA GİRİŞ, size, türden bağımsız olarak, satılabilir bir senaryo yazabilmeniz için gerekli unsurları sağlayacaktır. Ancak bu noktada, FORMULÜN sizi basmakalıp olmaya yöneltmediğini iyi kavramak gerekir. İlginç, inandırıcı ve özgün karakterler yazmanın kalıplaştırılabilecek bir tarafı olmadığı gibi, bir hikayeyi alıp da orijinal hale getirecek sihirli bir değnek de bulunmaz. Üç perde kuralına uygun yazmak bile, bir kural olmasına rağmen oldukça esnektir. Sonuçta hiçbir kural esnetilmez değildir.
İster ilk senaryonuzu yazıyor olun isterse yıllardır senaryo yazıyor olun doğru yere geldiniz. SENARYO YAZARLIĞINA GİRİŞ rehberi, senaryo yazımının temellerinden, senaryo yazımı ile ilgili çok ayrıntılı sorulara cevap verecek şekilde hazırlandı. Senaryolarınızı geliştirirken tüm bu içeriğe, basit kısayollarla ve doğrudan arama yaparak anında ulaşabilirsiniz.
Hemen işe koyulun.
Talihiniz açık olsun.
İyi eğlenceler!

Senaryo Yazımında 5 Önemli Yeti

Günümüzde dekatlon on ayrı atletik disiplinin bir araya gelmesiyle oluşmaktadır. Bunlar bireyin gücünü, dayanıklılığını, hızını, tekniğini ve direncini ölçmeye yöneliktir. Senaryo yazımınında doğal olarak, koşma, sprint ya da sırık atma gibi işlerle uğraşmayız ama yine de bu beş beceriye sahip olmamız gerekmektedir.
1. Güç
Güç tamamen aklın madde üzerindeki hakimiyeti ile ilgilidir. Senarist için de bu durumu farklı değildir. Zihin gücü çok önemlidir. Çünkü senaryo yazarlığı, belirli bir düşünceyi somut ve belirgin hale getirirken belirli kurallara uymak demek olduğundan yoğun düşünme gerektiren bir meslektir.
2. Hız
Senarist olarak hızlı yazmak adına çok çalışmalısınız. Ne kadar çok senaryo tamamlarsanız hızın önemini o derece kavramaya başlarsınız. Çünkü anlayacaksınız yazmak aslında yeniden yazmaktır. Bir senaryoyu tamamlamak on ile yirmi taslak yazmaktan geçer. Hızlı bir şekilde yazarken yazdıklarınızı gözden geçirme fikrine karşı koyun. Zaten ‘SON’ yazmadan neyi değiştirmeniz gerektiğini çoğunlukla bilemezsiniz.
3. Dayanıklık
Görmüş geçirmiş bir senarist, senaryo yazımında başarıya ulaşmak için geceli gündüzlü en az on yıllık bir çalışma gerektiğini iyi bilir. Herhangi bir işte başarılı olmak istediğinde uzun bir süre her gün bu konuda çalışman gerekir. Bu ne gizli bir bilgi ne de atom fiziğidir. Eğer senarist olmak istiyorsan günlük bir çalışma programı hazırlayıp kesintisiz bir şekilde uyman gerekir. Yazarlık blokajı bir bahane değildir.
4. Teknik
Senaryo yazarlığı –yapıya yönelik kesin kuralları olan- başlı başına bir iştir ancak her şey senaristin diline, bir diğer ifadeyle tekniğine göre değişiklik gösterebilir. Ve kimi zaman, başarılı olmak için çok parlak bir fikre de ihtiyaç duymayız. Farklı bir dünya farklı karakterler ve farklı bir süreç. Unutma, bu senin dilin. Senin damgan, senin markan. Orijinal olmalısın.
5. Direnç
Senaristin engelleri aşma kapasitesi son derece önemlidir. Başarısız olacaksın, hata yapacaksın, yanılacaksın ancak sıkıntı ve şansızlıkların üstesinden gelip bir sonraki senaryonda başarıyı elde etmek için devam etmenin yolunu bulacaksın. Senaristlik yapmak imkansız olmasa da direnmeden bunu başarmak mümkün değildir.

Senaryonu Tamamlaman İçin 10 Adım

Senaryo yazmak yetenek isteyen bir meslektir ve iyi bir senaryonun tamamlanıncaya kadar, usta bir zanaatkarın elinden çıkmış gibi eğilip bükülmesi gerekir. Senaryo yazmayı öğreninceye dek kişinin burnunu sürtmesi gerektiği de bir o kadar doğrudur. Ciddi bir senarist olmak istiyorsan kendini bu işe adaman gerekir. Disiplinli ve planlı olmanın yanı sıra yazma işini her şeyin üstünde görmelisin. Eğer kafandaki bir fikri başarılı bir senaryoya dönüştürmek istiyorsan bu on adımı izlemeni tavsiye ederiz.
1. Malzeme Seçimi
Sahip olduğun tek yatırım kendinsin. Hepimizin hikayeleri vardır. Yazdıkların seni yansıtır, dolayısıyla içten yazmak çok önemlidir. Yeni başlayan bir senarist için kendi gerçekliğini kurgulamak genelde bir hatadır. Senaryo yazmak kolay bir iş değildir; taslak halindeki bir senaryoyu son haline kavuşturmak aylar hatta bazen bir yıl sürebilir. Kimse hoşuna gitmeyen bir konuyu işlemek istemez. O nedenle sevdiğin bir şey hakkında yazman gerekir.
2. Başlangıç: Fikir
Bir senaryo iki şekilde gelişir: senaristin özel bir tema etrafına ilgi çekici bir karakter yerleştirdiği konu odaklı senaryolar ya da tüm hikayenin üzerine kurulu olduğu unutulmaz bir karakterin yer aldığı karakter odaklı senaryolar. Ancak yaklaşım ne olursa olsun, senaryonuzun, gemi misali batması da yüzmesi de sahip olduğunuz fikre bağlıdır. Bu yüzden bol bol fikriniz olsun. Ne kadar çok, o kadar iyi! Fikirleriniz her daim taze, özgün ve size has olmalı.
3. Karakter Gelişimi
Karakter yaratmanın birden çok yolu vardır. Karakter anketi, karakter egzersizleri, karakterinizin en önemli on özelliğini keşfetmek ve hatta 7 günlük karakter takvimi uygulamak bu yöntemlerden sadece bir kaçıdır. Hangi yöntemi uygularsanız uygulayın kendinize neden diye sormaktan vazgeçmeyin: Karakterleriniz neden bu hikayede yer alıyorlar? Ne istiyorlar? Çünkü bunlara cevap verebildiğinizde sizin neden bu hikayeyi yazmak istediğiniz de ortaya çıkacaktır. Ve her hikaye bir karakterle başlar.
4. Hikaye Geliştirme
Senaryo yazmak, bir amaca ulaşmak isteyen bir karakterin amacına ulaşması için üstesinden gelmek zorunda olduğu engelleri heyecanlı bir dille aktarmaktır. Denklemimiz: (Karakter+Amaç)xÇatışma=Hikaye En önemlisi de soru sormak. Hikaye anketinden faydalanarak tema, mekan, toplum ve durum gibi hikayendeki asli unsurların farkına varıp hikayenin geçtiği dünyayı ve sahip olduğu dengeleri daha iyi kavrayıp makul bir çatışma yaratabilirsin.
5. Türlere Hakim Olmak
Film türleri (ve alt türleri) çok önemlidir çünkü insanlar genelde sinemaya bir sürprizle karşılaşmak için gitmezler. İzleyici kadının sevdiğine kavuşacağını, kötü adamların sonunda kaybedeceğini ve romantik komedilerin gerçek olmadığını bilerek sinemaya gider. Oysa gerçek hayatta, aşk acı verir ve bazen kötü adamlar da kazanır ama sinemada aşk sonsuz bir güçtür ve her zaman iyiler kazanır. Senaryo yazarken Amerika’yı tekrar tekrar keşfetmeye gerek yoktur. Önemli olan film türlerini iyi kavrayıp izleyicinin beklentilerini karşılamaktır
6. İzleyiciyi Anlamak
Her iyi hikaye izleyiciyi akılda tutarak yazılmıştır. Ancak izleyici ile bağ kuramıyorsan izleyiciyi iyi anlamak bile hiç bir işe yaramayacaktır. Eğer hikayeni izleyiciyi düşünerek oluşturmuyorsan, karakterlerin izleyicinin ilgisini çekmiyorsa, karakterlerin engelleri aşma noktasında, inandırıcılıktan uzak ve samimiyetsiz bir şekilde tepki veriyorsa... işte o zaman başın büyük belada demektir.
7. Temelin Kurulması
Senaryonun mimarı sensin ancak bunun için yeni bir sayfaya geçmeden önce, hazırlığını iyi yapıp hikayenin olay örgüsünü çıkarman gerekir. Elinde hiçbir taslak olmadan da bir hikaye geliştirebilirsin ancak bir taslak yardımıyla yazacağın hikaye hem daha açık hem de daha planlı olacaktır. İşte bu hazırlığa taslak diyoruz. Kusursuz taslak yazardan yazara farklılık gösterir ancak her taslak hikayenin başlangıç ve sonunu, ayrıca beş kısımdan oluşan olay örgüsünü içermelidir.
8. Yapının Kurulması
Deyim yerindeyse, senaryonun kaba inşaatının tamamlandığı kısım yapının kurulmasıdır. İstediği türde yazılmış olsun her senaryo üç perdeli hikaye yapısına uygun olarak, ilk perde (serim), ikinci perde (düğüm) ve üçüncü perde (çözüm) içerecek şekilde yazılır. Hikayenin toplamda kaç sekans içereceği, filmin türüne bağlı olarak değişiklik gösterebilir ancak uygun bir senaryo yapısı kurmak için sekiz sekanslı bir yapı kullanmak neredeyse evrensel bir doğru olarak kabul görmektedir.
9. Ayrıntıları İşlemek
İşte bu tam bir sanatçı işidir. Unutulmaz karakterler içeren güzel bir hikaye fikrinizin olması, bunu senaryoya eksiksiz bir şekilde uyarlamanız için elinizde bir taslak olması ve tüm bunları senaryo biçimine uygun, görsel bir dille sayfalara yansıtabilmeniz son derece önemlidir. Ancak her seferinde ya karakterinizle ya da hikayenizle ilgili yeni bir bilgi vererek ilerlemesini sağlayan sahneleri yazarken özgün bir dil kullanmalısınız. Diyaloglar konusunda da dikkatli olmalısınız; söylemek yerine göstermeyi tercih etmelisiniz. Çünkü film görsel bir sanattır, dolayısıyla filminiz konuşan kafalardan oluşan bir metin olmamalı.
10. Senaryonuzu Tamamlamak
Senaryo yazmak yüz metre yarışından ziyade maratona benzer. Hedef ise senaryonuzu tamamlamaktır, onu kusursuz hale getirmek değil. İkinci, yedinci hatta onyedinci senaryo taslaklarını yazarken senaryonuzu geliştirmek için bol bol vaktiniz olacaktır. Yazmak yeniden yazmaktır. Ancak ilk senaryonuzu tamamlamadan kendinize senarist diyemezsiniz. En iyisi kendinize bir yazma takvimi oluşturup ona sıkı sıkıya bağlı kalın. Adanma, metanet ve her gün yazarak bu işin üstesinden gelebilirsiniz. Sonunda bu işin sırrını da söylemiş olduk.

10 Önemli Senaryo Unsuru

Senaryo yazmak bir çok bölümden oluşur. Oturup sadece yazdığını varsaymak büyük bir hata olur. Senaryo, aynı bir arabada olduğu gibi, birden çok parçaya sahiptir ve her birinin yerli yerinde bulunması gerekir. Arabayı meydana getiren binlerce parça olduğu gibi senaryoyu da meydana getiren onlarca ayrıntı bulunmaktadır. Tüm bu ayrıntıları aşağıda tarif ettiğimiz on maddeye göre kategorize edebiliriz. Bu on maddeye dikkat ederek yazdığın ilk senaryonda bile, çok daha iyi bir yapının kurulduğunu fark edeceksin.
1. Hikaye ve Karakter
Bir senaryo üst düzey bir fikre dayanmalı ya da unutulmaz bir karakter içermeli. İkisini de içerirse mükemmel bir uyum olur.
2. Yazmadan Önce Taslak Hazırla
En azından hikayenin nasıl başlayıp nasıl sona erdiğini bilmelisiniz. Daha doğrusu ise, senaryoyu yazmaya başlamadan önce hikayenizi meydana getiren beş kırılma noktasına tamamen hakim olmanızdır.
3. Üç Perdeli Yapı
Uzmanlar sekanslar hakkında farklı fikirlere sahip olabilirler ancak hepsi üç kısımlı olay örgüsünde uzlaşmaktadır.
4. Özgün Dil
Az ve öz yazmak çok önemlidir. Aksiyon kısmı en fazla dört satırdan oluşmalı ve buna rağmen ilgi çekici, yaratıcı olmalıdır.
5. Senaryo Biçimi
Senaryonun her bir sayfası içerdiği düzen itibariyle profesyonel bir senaryo biçimine sahip olmalıdır. Senaryonuzun rahat okunabilmesi için bol bol beyaz boşluklar içermelidir.
6. “Sırada ne var?”
Tüm sahneler hikayeyi daha ileriye götürecek ve karakteri biraz daha tanıtacak şekilde yazılmalıdır. Bu iki durumdan birini gerçekleştiremeyen bir sahne gereksizdir ve çıkarılması gerekir.
7. Kısa Sahneler
Bir senaryonun hızlı ilerlemesi gerekir. En fazla üç sayfadan sonra başka bir mekana geçilmeli. Daha yaygın olan ise yarım sayfada bir mekanın değişmesidir.
8. Az ve Öz Diyalog
Unutma ki film görsel bir sanattır. Hikayeyi göstermen gerekir. Asla sözlü hikaye aktarımına başvurma. Bu nedenle diyaloglarını kısa tutmalısın.
9. 120 Sayfanın Altında Kal
Senaryonun bir sayfası, film süresinde aşağı yukarı bir dakikaya denk gelmektedir. Genelde ortalama bir film 120 dakikadan oluştuğu için senaryonuzun da bu sayfa sayısı ile sınırlanması gerekir. Komedi filmleri genelde daha kısa olur ve 90 dakika ile sınırlıdır.
10. Sloganını İyi Seç
Senaryonuzun konusunu, hikayenin ne hakkında olduğunu tek bir cümleyle açıklayabilecek durumda olun. Bunu çalışırken dünya sinemasından başarılı örneklere başvurabilirsiniz.

SEKANS ANALİZİ

Sekans, tüm hikayeyi kendince bünyesinde bulunduran, 10 – 15 dakika (sayfa) süren kısımlara denmektedir. Açık bir giriş, gelişme ve sonuç kısımları olan sekanslar, ana çatışmayı besleyen daha küçük bir çatışma etrafına kuruludur. Ayrıca sekansın merkezinde yer alan bu çatışmanın çözümüne dek, 10-15 dakika süren bir iç gerilim yapısına sahiptirler.
Bir filmin yapısını parçalara ayırdığınızda, genelleme yapmamız gerekirse ‘Sekiz Sekans’ yapısı bir standart sayılır: İki sekans ilk perdede dört sekans ikinci perdede, iki sekans da son perdede yer alır.
Ancak sekizli yapı denklemin sadece bir kısmını oluşturmaktadır. Bu sekanslar bir hikayenin üç perdeli olay örgüsünü oluştururken olay örgüsünün beş asli noktası da bu sekansların ne içerdiğini belirlemektedir: Başlangıç kıvılcımı, kilitlenme, orta nokta, ana zirve noktası ve üçüncü kısım kırılma noktası.

OLAY ÖRGÜSÜNDEKİ 5 ÖNEMLİ DÖNÜM NOKTASI

OLAY ÖRGÜSÜNDEKİ 5 ÖNEMLİ DÖNÜM NOKTASI
“Bana kalırsa bir film iki kişi arasında geçen dört ve ya beş andan ibarettir. Filmin geri kalanı, bu anların etkisini ve süresini uzatmak için yer alırlar. Tüm senaryonun anlamı, hatta filmin bile, bu dört beş sahnededir.” - Robert Towne
Bir filmin yapısını parçalara ayırdığınızda, genelleme yapmamız gerekirse ‘Sekiz Sekans’yapısı bir standart sayılır: İki sekans ilk perdede , dört sekans ikinci perdede, iki sekans da son perdede yer alır.
Ancak sekizli yapı denklemin sadece bir kısmını oluşturmaktadır. Bu sekanslar bir hikayenin üç perdeli olay örgüsünü oluştururken olay örgüsünün beş asli noktası da bu sekansların ne içerdiğini belirlemektedir: Başlangıç kıvılcımı, kilitlenme, orta nokta, ana zirve noktası ve üçüncü kısım kırılma noktası.